Kendine Bağlama

Onsekizinci yüzyıldan ondokuzuncu yüzyıla geçilmesi ile birlikte

aydınlanma düşüncesi ve onun bir uzantısı olan pozitivist toplum modeli ve modernleşme

üzerine eleştiriler ortaya çıkmaya başlamıştır. Eleştirilerin escort mersin bir kısmı daha

çok Almanya’da ortaya çıkan romantizm akımından gelmiştir. Romantizm akımı

içeriside yer alan düşünürler modernleşme ile birlikte toplumlardaki tüm değerlerin

büyük bir yıkıma uğradığını ve toplumu toplum yapan bu değerlerin yerine yenilerinin

konulamadığını öne sürmüştür. Romantizme göre, ahlaki ve kültürel yönden

aydınlanma ve modernizm, toplumsal yaşamı yıkıma uğratmıştır. Daha sonraları

ise Karl Marks (1818-1883) ekonomik temelden hareket ederek kapitalist üretim

ilişkileri var oldukça, sanayileşme ve modernleşme ile toplumsal sorunların çözümlenemeyeceğini

öne sürmüştür. Diğer taraftan Alman Sosyoloğu Max Weber’e göre,

modernleşme ve rasyonelleşme ile birlikte toplumun daha ileriye doğru gittiğini

öne sürmek mümkün değildir. Çünkü aşırı rasyonelleşme katı kuralları ve bürokrasiyi

beraberinde getirdiği için irrasyonelliği içinde taşımaktadır. Modernizme karşı

kötümser bir tavır izleyen Herbert Marcuse (1898-1979) ve Jurgen Habermas (1929

-) gibi çağdaş düşünürler ise modernleşmenin insan, toplum ve doğa üzerindeki

olumsuz sonuçları üzerinde durmaktadırlar. escort mersin Modernleşme ile birlikte gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ülkeler arasındaki sosyal ve ekonomik farkın azaldığını pek söyleyemeyiz. Hatta gelişmiş olan ülkeler, sanayileşme ve modernleşme süreci içerisinde kendilerinin avantajlı konumlarını sürdürebilmekte ve bu durum ülkeler arasındaki eşitsizliği yeniden üretebilmektedir. Bu

eşitsizliğin yeniden üretilmesinde gelişmiş ülkelerin lehine işleyen küresel düzeydeki

ekonomik ve siyasal ilişkiler önemli bir rol oynamaktadır. Mezitli escort Diğer taraftan az gelişmiş

ülkeler uzun zamandan beri modernleşmenin gerektirdiği reformları yapmış

olmalarına rağmen gelişmiş ülkelerin seviyelerine bir türlü ulaşamamaktadırlar.

Bunda ekonomik ve siyasal açıdan az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelere bağımlı

olmalarının etkisi çoktur. Bu da göstermektedir ki, modernleşme projesi az gelişmişliği

ve bağımlılığı ortadan kaldıramamakta ve hatta bunu süreklileştirmektedir. Geleneksel yaşam biçiminin ortadan kaldırılması ve onun yerine modern bir yaşam biçiminin kurulması modernleşmenin özünü oluşturmaktadır. Ancak yeni bir yaşam biçimi kurulurken geçmişe ait olan her şeyin parçalanıp yok olması yeni sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Bu anlamda modernleşme bir yönüyle yıkıcı olurken diğer yönü ile yapıcıdır. Oysa, Mezitli escort geleneksel değerler ile yeni değerlerin çok iyi bir bileşiminin sağlanması gerekmektedir. Modernleşme projesinin bu anlamda çok

başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Kimi zaman modernleşme projesini yürütenler,

modernleşmenin araçlarını amaç haline getirmekte ve modernleşmeyi gerçekleştirebilmek

için baskı ve zor kullanmayı bir yol olarak seçebilmektedirler. Modernleşme projesine getirilebilecek bir eleştiri de tek tip insan modelinin yaratılmaya

çalışılmasıdır. Bu da modern toplumda kültürel çeşitliliği ve zenginliği ortadan

kaldırmaktadır. Çünkü modernleşme projesi çağdaş insanın ve çağdaş toplumun

profilini çizerken belirli kalıpları ölçüt olarak almakta ve bunu günlük yaşam

pratiğine toplumların farklılıklarını gözardı ederek uygulamaya çalışmaktadır Modern toplumda escort pozcu birey giderek yalnızlaşmakta kendine ve çevresine karşı yabancılaşmaktadır.

Ayrıca modernleşmenin en önemli dayanaklarından biri olan sanayileşmeyle

bir yandan insanın maddi yaşamında ve refahında önemli gelişmeler

sağlanırken bir yandan da içinde buluduğumuz doğal çevreye (sanayi kuruluşlarının

zararlı atıkları ve ozon tabakasının delinmesinde olduğu gibi) çok büyük zararlar

verilmektedir. Modern toplumlarda escort pozcu bilimsel ve teknik ilerlemeler silah sanayisini

de etkilemekte ve bu yolla savaşlar insanlık tarihinin hiç bir döneminde görülmemiş

bir şekilde kitlesel ölümlere neden olabilmektedir. Son iki yüzyıllık dönemde geleneksel toplum yapısından modern toplum yapısına geçiş sürecinde yaşanan toplumsal ve kültürel değişimlerin hızı ve yaygınlığı belki de insanoğlunun onsekizinci yüzyıla kadar yaşamış olduğu değişimden daha fazla olmuştur. Bunda en çok bilimin ve tekniği gelişmesi ve bu gelişmelerin günlük yaşama uyarlanmasının etkisi olmuştur.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir